|
Bütün iş dünyası “erkek kafalı” olduğu için, o civarlarda kadının halleri kolayına konu olmuyor. Daha da beteri, “dış dünya” denilen bütün üretim alanları böylesine erkek kafalı olunca, bu dünyanın içinde çalışan kadınlar da erkekçe bakıyor hayata.
Karşı cinsin mutlak hakimiyetindeki para kazanma yarışında “var olabilmek” için.
Sonuçta iş kadınları da “erkek kafalı” olup çıkıyorlar ve hemcinslerinin sorunları gözlerine görünmüyor bile.Oysa diğer sektörler “şöyle dursun” ama sigortacılık kadına daha yakın durmalı. Ve sigorta şirketleri direkt olarak kadın dünyasına “gözünü dikip”, kadınların yalnızca “kadın olmaktan” kaynaklanan dertlerini konu almalı.
Nasıl mı? Buyurun anlatayım...
Mesela kadın için en önemli mesele, en büyük amaç, en ciddi sorun çocuğudur ya da çocuklarıdır. Ki, çocuk ileride bir birey olacağı için, hangi koşullarda şekillendiği toplumun da sorunudur gelişmiş ülkelerde ya... Malumunuz, “biz daha oraya gelmedik”.
“Kendi hayatından vererek” büyüttüğü çocuğunun başına herhangi bir melanet gelmesi ihtimali, bütün annelerin baş kabusudur.
Dikkat edin, yalnızca “ihtimali”!
Maazallah eğer sahiden çocuğa zarar veren bir olay olursa, artık o annede “hayır kalmıyor” zaten. Bu yüzden çocuğu okula bırakıp okuldan alır, bu yüzden yolda elini bırakmaz, bu yüzden yanıbaşında oynarken bile gözünü üzerinden ayırmaz...
Kendisi çocuğa bir şaplak atabilir ama başkasının kem bakışına bile öfke duyar.
O vakit sigortacılık neden bir çocuğun “sağ selamet büyümesi” konulu bir poliçe hazırlamayı düşünmez ki? Çocuğun başına gelebilecek bütün kazalar ve belalar adına içi titreyen annelerin böyle bir sigortayı coşkuyla karşılayacaklarına eminim.
“Yemez yedirir, giymez giydirir” olan bir anne, çocuğunun sağlıklı büyümesi konusunda yapılacak bir sigorta teklifine duyarsız kalabilir mi? Hem bir nevi ön araştırma yapar gibi, bazı annelerle bu fikrimi konuştum, “Ne lüzumu var?” diyen çıkmadı.
Tersine “Ah, keşke... Çocuğumun sağ salim büyümesi için üstümden başımdan keserim, kuaföre gitmem, restorana çıkmam ve sigorta primini öderim” dediler.
“Bu iyiliğimi unutmayın” sigortacı dostlar.
***
Kuaför denince, saç konusunun kadınların ne kadar büyük bir sorunu olduğu erkeklerin aklına bile gelmez. Belki de bundandır, dünya üzerinde göz sigortası, bacak sigortası, hatta kalça sigortası bile yapılır kadınlara, ancak saç sigortasını ben hiç duymadım. Siz duydunuz mu?
Kendimden örnekle söyleyeyim; en ünlü kuaförlerde bile defalarca saçım yandı boya yapılırken. Senelerce kısacık saçlarla gezmek zorunda kaldım.
Hani Hülya Avşar’ın ve Sezen Aksu’nun da başına geldiği gibi.
Lakin kuaföre bir “yaptırım” uygulayamazsınız.
Dahası sarı yerine turuncu saçla çıktığım oldu ünlü kuaförlerden, “Biraz koyulaştıralım” dediklerinde ise şarap kızılı saçlarla. Başka kuaförlerde gezdim durdum “aslıma dönmek” için.
Nice kadının da aynı derdi olmuştur ve oluyor ama yine yapacağınız bir şey yoktur ve “başınıza gelenle” kalakalırsınız. Oysa bir kuaförün “bizde saç sigortası var” diye ilan astığını düşünün; müşterileri herhalde kuyruk olur.Veya bir kadının özel saç sigortası var diyelim, hadi bakalım kolaysa dedikoduya dalıp saçını yaksın veya başka renge boyasın kuaför hazretleri!
“Saç eşittir taç” deniyor ya kadın için, bu durumun saç kozmetiği üreticileri farkında da, sigortacılık neden “uyanmıyor”?
“İşte buraya yazıyorum”, saç sigortasını icat edin, ilk müşteriniz ben olacağım, hem de bu kısacık saçlarla!
Güler KAZMACI
Kaynak: Sigortacı Gazetesi |