 |
| Makaleler / Yazılar |
|
|
|
|
 |
 |
| E-bülten üyeliğimize kayıt olarak bültenlerimizden haberdar olabilirsiniz. |
|
|
|
|
 |
|
| BİRBİRİMİZİN SİGORTASI OLDUK... |
|
Türk tiyatro tarihinin emektar mizahçısı Nejat Uygur’un yolundan gitmeyi tercih eden Behzat ve Süheyl Uygur’du bu ayki konuklarımız. Aslında beş kardeş olan Uygur kardeşlerden sadece ikisi tiyatro sahnesinin büyüsüne kapılıp kariyerlerini bu yönde çizmiş. Babalarının Türkiye’de gitmedik yer bırakmayarak mizaha ve tiyatroya önemli katkılar sağladığını söyleyen kardeşler onun izini takip ederek her yıl binlerce kişiye tiyatroyu sevdiriyor. Sigorta şirketleri son dönemlerde tiyatronun gücünün farkına vardı ve sponsorluklarla tiyatroya destek vermeye başladı. “Tiyatroda verilen mesajların televizyon reklamlarından daha etkili olduğunu görüyoruz” diyen Uygurlar, şirketlere Sigortacı aracılığıyla tiyatronun sponsorluk için çok uygun bir alan olduğu mesajını bir kez daha veriyor.
‘SOYADIMIZA LAYIK İŞLER YAPTIK’
Nejat Uygur gibi bir babanın oğlu olmak sizde olumlu etkilerin yanı sıra bir baskı yarattı mı?
S.U: Tabii ki yarattı. Oynadığımız ilk oyunu babam yönetti. Kendisi de o oyunu daha önce oynamıştı. Yıllar önce babamın oynadığı bir rolü bu oyunda ben oynayacaktım. Rolü babam kadar iyi oynayabilmenin baskısı olmuştu bende.
B.U: Baskıdan ziyade çok fazla sorumluluk duygusu yarattı. Çünkü Nejat Uygur yıllarca Türk tiyatrosuna üst seviyede hizmet etmiş bir insan. Onun evlatları ve Süheyl&Behzat Uygur tiyatrosu olarak bu sorumluluk duygusuyla hareket etmek zorundaydık. Seyircinin beklentisine cevap vermemiz gerekiyordu. Kendi özel tiyatromuzda 21. yılımızı kutlarken bu soyada layık işler yaptığımızı düşünüyorum.
Peki, kardeşinizle beraber bu yolda olmanız size neler kattı? Birbirinizin rakibi mi destekçisi mi oldunuz?
B.U: Birbirimizi asla rakip olarak görmedik. Çünkü ikimiz de sorumluluklarımızın farkındaydık. Görevimizi çok iyi biliyorduk. Zaman içerisinde kendiliğinden oluşan bir görev dağılımı oluştu. Tabii ki kardeş olmanın avantajları çok fazla. Birbirimizi çok iyi tanımamız ve daha önce de yıllarca babamın tiyatrosunda çalışmış olmamız sahne üzerinde ne diyeceğimizi bakışlarımızdan anlamamızı sağlıyor. İkimizin de aynı sorumluluk duygusuyla çalışıyor olması bu işin uzun ömürlü olmasını sağladı. Tiyatroda ortaklıklar zordur. Ama bizim bu anlamda ciddi bir sorunumuz olmadı. Birbirimizin sigortası olduk diyebilirim.
Tiyatrocu olmayı siz mi seçtiniz yoksa zaten aileden gelen bu meslek sizin önünüze çizilmiş miydi?
S.U: Ailemiz bize böyle bir dayatma yapmadı. Tamamen kendi isteğimizdi tiyatrocu olmak. Tiyatrocu bir ailemiz olunca destek oldular tabii.
B.U: Tiyatroculuk dayatmayla yapılacak bir iş değil. Kendi isteğinle yapılacak bir meslek. Tabii ki olanaklar vardı, sürekli sahnede ve tiyatroda olmamız bizim için şanstı.
S.U: Nejat Uygur’un oğlu olmak bizim için büyük bir şanstı. Onunla aynı sahneyi paylaşmak büyük bir tecrübe. Ama biz Behzat’la hiçbir zaman pes etmedik ve bundan sonra da etmeyeceğiz.
B.U: Sadece annem ve babam değil, babamın tiyatrosunda çalışmış birçok oyuncu da bu mesleği seçmemizde etkilidir. Bütün ustalardan kendimize pay biçtik. 5 erkek kardeşiz ama sadece ikimiz tiyatro sahnesindeyiz.
‘TİYATRONUN TADI BAMBAŞKA’
Uzun yıllar televizyon programcılığı yaptığınızı biliyorum. Ben de sizi ‘Şahane Pazar’ programıyla tanımıştım. Siz kendinizi hangi alanda daha iyi hissediyorsunuz? Televizyonda mı tiyatro sahnesinde mi?
S.U: Biz stüdyoyu da tiyatro sahnesi gibi gördük. Seyircileri de ayırmadık. Tiyatroda edindiğimiz tecrübenin televizyona çok faydası oldu. Televizyon mu tiyatro mu derseniz tabii ki tiyatro. Tiyatronun tadı bambaşka.
‘OLMAK İSTEDİĞİMİZ YERDEYİZ DERSEK USTALARA AYIP OLUR’
Olmak istediğiniz yerde misiniz?
B.U: İstediğimiz mesleği yapabiliyoruz ki bu çok büyük bir avantaj. Olmak istediğimiz yer ise yaptığımız işi daha iyi yapabilmek. Mesela bir tiyatro sahibi olabilmek, daha büyük prodüksiyonlarla seyircinin karşısında olabilmek. Bunun bir sonu yok. Benim babam 81 yaşına kadar sahnedeydi ve sahneden indiğinin ertesi günü hastalandı, felç geçirdi. Son ana kadar daha iyi ne yapabilirim diye düşündü. Bu yüzden olmak istediğimiz yerdeyiz dersek ustalara ayıp etmiş oluruz. Daha iyi olanakların olduğu şartlarda tiyatro ve televizyon programı yapmak istiyoruz.
‘HEM MAHALLELERDE HEM AÇIKHAVADA OYNUYORUZ’
Kendinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
B.U: Geçen gün ara verdiğimiz zaman oyunculuğumuzu geliştirmek için neden yurtdışına gidip stüdyo çalışmalarına katılmıyoruz diye düşündüm. Lisan bilmiyoruz ki. Biz bol bol oyun oynuyoruz. Türkiye’nin her yerinde tiyatro yapıyoruz. Düğün salonlarında da sokaklarda da büyük amfi tiyatrolarda da, mahallelerde de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda da oynadık. Bu bir oyuncu için inanılmaz bir olanak. Bu olanağı da sonuna kadar kullanıyoruz. Oynadığınız her oyun sizi geliştirir. Bunun yanı sıra bu iş bol bol araştırma gerektiren bir iş. Geliştirmek adına pes etmemek lazım.
Hayatınızda bir dönüm noktası var mı?
S.U: Benim hayatımın dönüm noktası Süheyl&Behzat Uygur Tiyatrosu’nu kurmaktır.
B.U: Geçen gün Aşk Tesadüfleri Sever filmini izledim ve bazı tesadüflerin sadece aşkta değil iş hayatında da etkili olduğunu düşündüm. Mesela bizim televizyon programı yapmamıza sebep olan kişi Cem Özer’dir. İzmir Fuarı’nda, televizyonu hiç düşünmediğimiz bir dönemde tesadüfen Cem stand up gösterisi için ordaydı. Kendisiyle samimi olduk. Cem’in gösterisinden sonra bizim oyunumuz vardı. Cem bizim oyunumuzu izledi. O dönemde Med Yapım’da çalışıyordu. Med Yapım o sırada başka bir sunucuyla anlaşamadığı için kendisi bizi önerdi. Tamamen tesadüfler üzerine kurulu bir şekilde bir televizyon programında yer almamızı sağladı. Bu olay şov dünyası yaşamımızdaki kırılma noktasıdır diyebilirim.
Oynamak istediğiniz bir rol var mı? Bu rolü oynamadan tiyatroyu bırakmak istemiyorum dediğiniz?
S.U: Benim düşündüğüm tek şey her yeni oyunda seyirciyi daha çok güldürmek ve hazırladığımız oyun metninin çok sağlam olması. Ama tabii ki Zeki Alasya, Metin Akpınar gibi bir ikili olabilmeyi yıllarca düşünmüşüzdür.
B.U: Beni geçenlerde bir kısa film için aradılar. Görme engelli birini oynamamı istediler. Niye beni düşündüklerini sordum, çünkü ben hep komedi oynuyorum. Fiziksel özelliğim için beni düşündüklerini söylediler. Ben bugüne kadar görme engelli birini oynamayı hiç düşünmemiştim ama teklifi ilginç buldum ve kariyerim için farklı olacağını düşündüm. Önceden düşünmediğiniz bir rolü önünüze senaryo geldiği zaman güzel bulabiliyorsunuz. Bizim kendi tiyatromuz olduğu için kendi tarzımız içinde istediğimiz rolü oynayabilme şansına sahibiz. Ama yine de tam olarak özgür değilsiniz çünkü seyircinizi düşünmelisiniz. Size çok hoş gelen bir rol seyirciye çok ters olabilir. Bundan dolayı böyle bir özgürlüğünüz yok diye düşünüyorum.
Son dönemde kimleri beğeniyorsunuz?
S.U: Cem Yılmaz en beğendiğim mizahçı. Fikret Kuşkan’ın oyunculuğunu çok beğeniyorum.
B.U: İsmail Hacıoğlu’nu çok yetenekli buluyorum. Cem Yılmaz başta olmak üzere, gelenekselden yola çıktığı için Tolga Çevik’in televizyonda yaptığı programı çok seviyorum. Çünkü işin içinde geleneksel bir tiyatro tarzı var. Hatta orda Tolga’ya pas atan sadece sesini duyduğumuz arkadaşı çok beğeniyorum.
Mizahın geldiği noktayı nasıl buluyorsunuz? Mesela Recep İvedik’i?
S.U: Recep İvedik’i 4 milyon kişi izliyor. Bu kadar kişi bu filme gidiyorsa bu insanlara haksızlık etmemek gerekli diye düşünüyorum.
B.U: Bu bir tercih meselesi. Bizim yaptığımız programı da beğenmeyen binlerce insan var. Ama Şahan hiçbir zaman çıkıp da sanatsal ve çok ince mizah yapılan bir sinema filmi yaptığını söylemedi. Çok komik olduğunu da iddia etmedi. Ben kaba komedi yapıyorum diyerek çıktı. Seyircisinin kim olduğunu çok iyi biliyordu ve o seyirciye bir ürün verdi. Bu ürün de tuttu. Bunu beğenmeyenlerin olması çok doğal. Bence Şahan çok yetenekli biri. Onun televizyona yaptığı skeçlerde çok eğlendim. Gayet de başarılıydı. Cem Yılmaz’ı, Ata Demirer’i de beğenmeyenler var. Bu konularda ağzımıza gelen her şeyi söylememiz lazım. Burada konuşacaksa bir tek seyirci konuşabilir.
‘GÜÇLÜ BİR BÜTÇE OLURSA TELEVİZYONA DÖNECEĞİZ’
Son dönem projelerinizi öğrenebilir miyiz?
B.U: Tiyatroyla ilgili oyunlar okuyoruz neler yapabiliriz diye. Televizyonda bir şeyler yapmak istiyoruz ama dizilerin bu kadar çok ve gündemde olduğu bir dönemde stüdyo programı yapmaya cesaret edecek bir kanalın olması lazım. Yani düşündüğünüz şeyi yapma olanağı sağlayacak bütçenin olması lazım. Çünkü dizilere ayrılan bütçeler çok astronomik. Bu astronomik bütçelerin karşılığı dizilerde veriliyor mu derseniz birkaç dizi hariç verilmiyor. Bu bütçelerle iş yapıyorsanız sizin çok farklı mekânlarda çok ciddi prodüksiyonlarla iş yapmanız lazım. Ama dizilerde her şeyin aynı evin içinde geçtiğini görüyorsunuz. Bu seyirciye ayıp. Bir stüdyo yapıp dizilerle rekabet edebilirsiniz ama aynı olanakları size de sağlamaları gerekir. Şartlarımız yerine getirilir ve seyircinin karşısına emek harcayarak çıkabileceğimiz bir proje, prodüksiyon olursa televizyon programı yapmayı düşünüyoruz.
‘TİYATRO DİZİLERE YENİLMEZ’
Son dönemde her gün yeni bir dizi ekrana geliyor. İzleyiciler de dizilere yöneliyor. Sizce tiyatro dizilere yenildi mi?
B.U: Tiyatro hiçbir şeye yenilmez. Yayımlanan diziler bir ya da iki sezonluktur. Tiyatro 2000 yıldan fazladır var. Ne savaşlar, ekonomik krizler, diziler, sinema filmleri olmuş ve tiyatro hep varmış. Diziler dönem dönem gelen seyirci sayısını etkileyebilir. Ama asla yenilmez. Diziyi öyle bir yerinde bırakıyorlar ki hiç dizi seyretmeyen bir adam olarak ben bile merak ediyorum. Tabii ki o dizinin tiryakisi o akşam başka bir program yapmaz. Ama ben tiyatroya gelen seyircinin bundan sonraki günlerinde başka tiyatrolara da gideceğinden çok eminim. Hayatında ilk defa bizim tiyatromuza gelen seyirciler bundan sonra hep gideceklerini söylüyorlar. Önemli olan o seyirciyi evinden çıkartıp tiyatroya getirtip tiyatrodan mutlu ayrılmasını sağlamak. Seyirciler eminim ki evde dizi seyrederken aldığı keyiften çok daha fazlasını tiyatro salonunda alıyor. Bu yüzden tiyatronun yerini ayrı tutmak lazım.
Bu bilince sahip yerel yönetimler olumlu şeyler yapıyorlar. Yetkililere kültürel etkinlikleri arttırmak gibi önemli görevler düşüyor.
B.U: Oyunlarımızda ürün tanıtımıyla ilgili gösteriler yapıyoruz. Mesela konu sigortaysa, sigortanın etkilerini, olumlu taraflarını anlatmak bir pazarlamacının anlatmasından çok daha etkili. Telefonda yapılan pazarlamayı kimse sevmiyor. Ama siz bunu mizah yoluyla anlattığınız zaman insanlar hem eğleniyor hem de akıllarında kalıyor. “Ben de sigortalı olmalıyım” düşüncesini kafalarına sokuyorsunuz. Şirketlerin buna yönelmelerini çok doğru buluyorum.
‘SAMİMİYETİMİZDE MAHALLE KÜLTÜRÜNÜN ETKİSİ BÜYÜK’
Sunduğunuz programlarda seyirciyle çok iyi iletişim kuruyorsunuz. Bunu nasıl sağlıyorsunuz? Bu yeteneğinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
B.U: Bu bizim yapımızda olan bir şey. Biz dışarıda da insanlarla iyi iletişim kurabilen insanlarız. Çocukken mahalle kültürü almış insanlarız. O kültürde büyüdüğümüz için aranan insanlar olduk. İnsanları konuşmalarımız ve sorularımızla eğlendirirdik. Bunun eğitimini mahallede aldık diyebilirim. Ama hiçbir zaman zorlama olmadı. Doğal olarak vardı. Biz bunu tiyatromuzda da uyguluyoruz. Oyunun yarısında seyirciyle konuşuyoruz. Seyirciyle aynı mesafede olduğumuzu biliyoruz. Bu samimiyetten kaynaklanan bir iletişimimiz var. Zaten doğal olmayıp yapay olursanız seyirci bunu anlar.
‘TİYATRO TELEVİZYON REKLAMLARINDAN DAHA ETKİLİ’
Peki, sizce tiyatro hak ettiği yerde mi?
S.U: İyi oyunlara, eserlere seyirci her zaman cevap veriyor. İşinizi ciddiye alır, iyi bir oyuncu kadrosu oluşturur, iyi senaryo seçerseniz seyirci gelir. Malınızı iyi satmayı bilmelisiniz.
B.U: Bence özel şirketler, ki buna sigorta şirketleri de dahil, kültürel sponsorluklara girmeliler. Bir tiyatro sahibinin en büyük sorunlarından biri prodüksiyonu nasıl yapacağını düşünmek. Büyük şirketlerin tiyatro oyunlarına sponsor olmaları tiyatroya nefes aldırır. Sadece salonun seyirciyle dolması yetmiyor. Salonu dolduruyorsunuz ama tiyatronun o kadar çok gideri var ki tiyatro sahibi olarak çok büyük sıkıntı yaşıyorsunuz. Sizin aracılığınızla da seslenmek istiyorum. Tiyatronun getirisinin reklamdan daha büyük olduğunu düşünüyorum. Biz Süheyl & Behzat Uygur olarak oyun içinde reklam alıyoruz. Bunun televizyon ekranından daha etkili olduğunu gördük. Çünkü seyirciyle birebirsiniz. Biz bu oyunu binlerce kişiye oynadık. Yüz binlere bir firmayı direkt olarak anlatabiliyorsunuz. Kültürel bir hizmet olduğu için de tiyatro sponsorluk açısından çok olumlu bir alan. Bu tür desteklerle tiyatro çok daha iyi bir yere gelecektir. Şirketleri tiyatro salonu yapmaları konusunda teşvik edebiliriz.
‘NEJAT UYGUR BİZİ ÇOK ELEŞTİRİRDİ’
Nejat Uygur sizin oyunculuğunuzu eleştirir mi? Yaptığınız bir projeyi beğenmediği oldu mu?
S.U: Çok oldu. Yüzde 80’ini beğenmez diyebilirim. Bizi acımasızca eleştirirdi ve eleştirdiği şeylere baktığımızda hepsinin doğru olduğunu görürdük. Zaten bu meslek eleştiriye çok açık olunması gereken bir meslek. Herkesin size iyi olduğunuzu rahatlıkla söyleyebilir. Ama sizi eleştirecek, doğruyu söyleyecek birisi lazım.
|
 |
|
|
| Bütün iş dünyası “erkek kafalı” olduğu için, o civarlarda kadının halleri kolayına konu olmuyor. Daha da beteri, “dış dünya” denilen bütün ... |
|
|
|
| Kat irtifakından kat mülkiyetine geçişte Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi aranmaya başlamasıyla büyüme oranı yüzde 70’e ulaşan DASK, bu poliçeye yeni te... |
|
|
|
| SADECE 10 KASIMLARDA DEĞİL..... HER GÜN.... BİRAZ DAHA FAZLA SENİ ÖZLÜYORUZ....... |
|
|
|
| Eylül ayında İstanbul ve çevresinde yaşanan sağanak yağışla birlikte pek çok ev ve iş yeri sular altında kaldı, araçlar sele teslim oldu. Sel felaketi sonrasında sektör ... |
|
|
|
| Sevgili Dostlarimiz ve tum ulusumuzun KURBAN BAYRAMINI KUTLAR, Saglik, Huzur, Baris ve Basari dolu gunler dileriz....... |
|
|
|
|
Dil, yani konuşup yazma konusu, elbette insanın “kendini” ifade etmesinin en önemli aracıdır. Kültürün başlangıç noktasıdır. Duyguları ve düşü... |
|
|
|
| Sevgili Dostlarımız,
2010 yılının size ve sevdiklerinize SAGLIK, HUZUR, BAŞARI VE SÜREKLİ MUTLULUK getirmesini temenni eder, HASARSIZ BİR YIL DİLERİZ.... Sevgiyle kalın....
BEKAN SİGORTA AİLESİ... |
|
|
|
| Türkiye ve dünyanın içinden geçtiği global krizin etkilerine rağmen sigorta sektörünün 2008 sonuçlarına göre elde ettiği artış iyimser yorumları hak ... |
|
|
|
|
2008 yılında Avrupa’nın ilk 20 sigorta grubu İçerisinde bulunan 3 şirketin yetkili acenteliğini yapmaktan gurur duyuyoruz...
Avrupada takriben 5000 sigorta sirketi mevcut, bu ... |
|
|
|
| AXA SİGORTA Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemal Ererdi: “AXA SİGORTA olarak dünyanın en prestijli ekonomi dergilerinden Euromoney tarafından verilen ‘En İyi Sigorta Şirk... |
|
|
|
| Depremle Yaşamak
Ülkemiz, jeolojik ve topoğrafik yapısı ve de iklim özellikleri nedeniyle büyük can ve mal kayıplarına yol açan doğal afetlerle sık sık karşılaşan ülke... |
|
|
|
| “Türkiye ölçeğindeki bir ekonomi için 35-40 sigorta şirketinin çok değil, az olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla şu anki ağır piyasa koşullarında ayak... |
|
|
|
| ABD’de prim üretiminin yüzde 70’ini, İngiltere’de yüzde 50’sini oluşturan sorumluluk sigortaları Türkiye’de de gelişmeye başladı. Hekim sorumlulukla b... |
|
|
|
| Son dönemde sorumluluk sigortalarının gelişimine dikkat çeken Generali Sigorta Genel Müdürü Mine Ayhan, bu ay apartman ve sitelerin ortak alanları için geliştirdikler... |
|
|
|
|
Artık kaza yapan sürücülerin hepsi ‘ayık’ !
Maddi hasarlı trafik kazalarında sürücülerin kendi aralarında anlaşarak düzenlediği kaza tespit tuta... |
|
|
|
| Öncelikle Tüm kadaınlarımızın DÜNYA KADINLAR GÜNÜnü kutlarız. Peki bugünün tarihçesi acaba nedir?
TARİHÇE
8 Mart 1857 tarihinde ABDnin New York ... |
|
|
|
| Nisan 2008 tarihinden itibaren hayatımıza giren kaza tespit tutanağında amaç, sadece maddi hasarla sonuçlanmış kazalarda polis memurlarını meşgul etmeden sürücülerin... |
|
|
|
| Osmanlı Dönemi’nde sigorta var mıydı?
Haydarpaşa Garı’nın restore çalışmaları sırasında çıkan yangın, ilk önce ‘Acaba sigortası var mıydı?’ sorusunu ak... |
|
|
|
| Tarım sigortaları 2011 yılına başarılı bir başlangıç yaptı. İlk beş aylık dönemde Tarım Sigortaları Havuzu tarafından tanzim edilen poliçe adedinde geçen yılın aynı döne... |
|
|
|
|
Yakın zamanda kaybettiğimiz şehitlerimiz ve hemen ardından yaşanan Van depremi nedeniyle tüm halkımızın üzüntüsünü paylaşıyor, kaybettiklerimize rahmet ve yakınlarına... |
|
|
|
| Swiss Re’nin yayımladığı Sigma raporuna göre 2011 yılında yaşanan doğal afetler ve insan kaynaklı felaketlerde oluşan hasarların, dünya sigorta endüstrisine toplam maliyeti 108 mi... |
|
|
| [1] 2- Sonraki » |
|
|
|
|
|
|